<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0">
<channel>
<title>HukukiBoyut</title>
<link>http://www.hukukiboyut.com</link>
<description>Makaleler vs vs vs</description>
<language>tr</language>
<lastBuildDate>Per, 7 Oca 2010 18:25:57 GMT</lastBuildDate>
<copyright>Copyright: (C) 2010HukukiBoyut.com</copyright>
<item>
<title>İNTERNET SAYFASINDA SATIŞI DESTEKLEMEK AMACIYLA KISA MESAJ (SMS) YOLUYLA HEDİYE ÇEKİLİŞİ</title>
<description>İnternet Sitesi Hizmetinin kullanımını artırmak amacıyla; kullanıcıların site içerisinde yer alan çeşitli uygulamalara katılarak alacakları numaraları SMS yoluyla aktif hale getirmeleri üzerine; tüm numaralar üzerinden çekiliş yapılması ve bu yolla sadece numarasını SMS ile aktif hale getirilen katılımcılara hediyeler verilmesi</description>
<link>http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=1</link>
<guid isPermaLink="false">http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=1</guid>
<pubDate>Paz, 15 Tem 2007 00:00:00 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>AVRUPA SINIR ÖTESİ TELEVİZYON SÖZLEŞMESİ’NİN 4 EYLÜL 2008 TARİHLİ TASLAK SÖZLEŞME METNİNİN YAYINA İLİŞKİN DEĞİŞİKLİK İÇEREN MADDELERİNİN İNCELENMESİ</title>
<description>Avrupa Konseyi T-TT Taslak Çalışma Grubu’nun 19 ve 20 Haziran 2008 tarihinde yaptığı 5. toplantısında yapılan çalışma sonucunda 4 Eylül 2008 tarihinde meydana getirilmiş Avrupa Sınır Ötesi Televizyon Sözleşmesi taslak metninin televizyon yayınına getirmeyi planladığı değişikliklere ilişkin değerlendirilmesidir.</description>
<link>http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=2</link>
<guid isPermaLink="false">http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=2</guid>
<pubDate>Per, 30 Eki 2008 00:00:00 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>“TELEVİZYONDA İLK KEZ”</title>
<description>Genellikle ücretsiz yayın yapan televizyon kanallarında film yayınları esnasında ekranın köşesinde yer alan “televizyonda ilk kez” tabirinin diğer yayın ortamlarında televizyon yayıncılığı yapan şirketler ile haksız rekabet şartlarının oluşması açısından değerlendirilmesidir.</description>
<link>http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=4</link>
<guid isPermaLink="false">http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=4</guid>
<pubDate>Sal, 11 Kas 2008 00:00:00 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>“FARKLI TELEVİZYON YAYIN ORTAMLARINDA AYNI ANDA FARKLI REKLAM YAYINI” “BİR KOLTUĞA İKİ KARPUZ SIĞAR MI?”</title>
<description>Rekabet Kurulu’nun 03.07.2008 tarihinde Kablo TV şebekesine entegre edilecek yazılım ve donanım ile ulusal kanallarda yerel nitelikte bilgilendirme, haber ve reklam benzeri katma değerli hizmetlerin sunulmasını sağlayan buluş hakkında verdiği karar çerçevesinde ulusal yayın yapan bir televizyon kanalının iletildiği her mecraya ayrı reklam sinyali göndermesinin Radyo ve Televizyon Üst Kurulu açısından sakıncalı olup olmadığının değerlendirilmesidir</description>
<link>http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=5</link>
<guid isPermaLink="false">http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=5</guid>
<pubDate>Pzt, 17 Kas 2008 00:00:00 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>ÜFÜRMEK ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME "Medyatava Yazmadıysa Gerçekten Doğru Değil Midir?"</title>
<description>Ali Atıf Bir’in 14 Kasım 2005 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde “Reklam Hukuku Tartışmaları” başlıklı yazısında değindiği Reklam Kuramcısı Ivan Preston’ın “puffery” teorisinin Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu kararlarına yansıması ve örnek sloganların hukuki açıdan değerlendirilmesidir</description>
<link>http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=6</link>
<guid isPermaLink="false">http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=6</guid>
<pubDate>Per, 25 Ara 2008 00:00:00 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>TRT REKLAM YÖNETMELİĞİ ÇELİŞKİ YARATMAKTADIR.</title>
<description>TRT Reklam Yönetmeliği TRT Radyolarında dershane ve özel okullların reklamlarını serbest kılmıştır. Kendi içindeki hükümleri dahi birbiriyle çelişik olan sözkonusu yönetmelik açıkça kanunu dolaşmak için hile amacıyla yapılan dershane dergisi reklamlarını yasal metne sokmakla kalmamış, diğer reklam mecralarına göre kendine ayrıcalık yaratmıştır.</description>
<link>http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=9</link>
<guid isPermaLink="false">http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=9</guid>
<pubDate>Çar, 26 Ağu 2009 00:00:00 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>ÖZEL RADYO VE TELEVİZYONLARA İLİŞKİN KANUN DEĞİŞİYOR.</title>
<description>Uzunca süredir üzerinde çalışmalar yürütülen RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDA KANUN`UN tasarı taslağı RTÜK`ün sayfasında yayınlandı.</description>
<link>http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=10</link>
<guid isPermaLink="false">http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=10</guid>
<pubDate>Sal, 9 Kas 2010 00:00:00 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>ELEKTRONİK HABERLEŞME KANUNU MÜEYYİDELERİ</title>
<description>Kısa zaman önce yürürlüğe girerek uydu platform işletmecileri dahil birçok işletmeyi düzenleme altına alan Elektronik Haberleşme Kanunu`nun idari yaptırımlarına ilişkin düzenlemenin kısa özetini bu başlık altında bulabilirsiniz.</description>
<link>http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=11</link>
<guid isPermaLink="false">http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=11</guid>
<pubDate>Çar, 10 Kas 2010 00:00:00 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>KEFALET İLE MÜTESELSİL BORÇLULUK İLİŞKİSİ</title>
<description>Müteselsil borçluluk ve kefalet kavramları ve bu kavramların birbirleri ile benzer ve farklı
yönleri doktrinde tartışma konusu oluşturmuş, uygulamada yarattığı sorunlar üzerine pek çok
kez değerlendirme yapılmıştır.
Müteselsil borçluluk ve kefalet kavramlarının, her iki kurumun da alacaklının alacağını kolay
tahsil etmesini sağlayan birer “şahsi teminat”1 şekli olmaları sebebiyle birbirlerine yakın
kavramlar oldukları aşikardır2. Bu yakınlığın “müteselsil kefalet” söz konusu olduğunda had
safhaya ulaştığını söylemek yanlış olmayacaktır3.
Müteselsil kefalet Borçlar Kanunu’nun (“BK”) 487. maddesinde düzenlenmiştir:
“Madde 487 - Kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile
veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhde etmiş ise alacaklı asıl borçluya müracaat
ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhinde takibat icra edebilir.
Bu babın hükümleri, bu nevi kefalete de tatbik olunur” .
Borçlar Kanunumuzun 487. maddesinde yer alan metin incelendiğinde “müteselsil kefil” ve
“müşterek müteselsil borçlu” deyimlerine yer verilmiş olduğu görülmektedir. Söz konusu
durum Mehaz Kanunun tamamen hatalı çevirisinden kaynaklanmış olup, aynı durum kısmen
de olsa mehaz İsviçre Borçlar Kanunununda da yer almıştır</description>
<link>http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=12</link>
<guid isPermaLink="false">http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=12</guid>
<pubDate>Pzt, 23 Kas 2009 00:00:00 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>TİCARİ İŞLETMENİN TASARRUF İŞLEMLERİNE KONU OLMASI</title>
<description>Ticari işletme kavramı her şeyden önce, sermaye, emek ve müteşebbis unsurlarının bir araya
gelmesi ve belli bir organizasyon şeklinde faaliyet göstermesini ifade eden iktisadi bir
kavramdır1.
Ticari işletme, bir bütün olarak çeşitli sözleşmelerin, bazı hukuki işlemlerin konusunu
oluşturabilmektedir. Bu husus, Ticaret Kanunu (“TK”) m.11/ II2 ile açık bir şekilde belirtildiği
gibi, başkaca Kanunlarda ticari işletmenin konu olabileceği hukuki işlemlere ilişkin özel
hükümler kabul edilmiştir.
Ticari işletmenin bir bütün olarak konu oluşturabileceği sözleşmelerin başında, hakkında özel
düzenleme söz konusu olan devir (BK m.179; İİK m.44, 280/IV) ve rehin sözleşmeleri
gelmektedir. Bunların yanı sıra ticari işletme, devrin farklı bir görünümü olarak herhangi bir
ticaret şirketine sermaye olarak konulabilir (TK m.139/b.7, 279/II-b.4; ayrıca GVK 81/b.2).
Ticari işletme, genel hükümler dahilinde hasılat kirası (BK m.270 vd.), intifa (MK m.794 vd.)
ve sigorta sözleşmesinin de konusunu teşkil edebilecektir.
Ticari işletmenin miras yoluyla intikali mümkün olup, miras hakkına konu oluşturması da
mümkün olabilecektir. Ancak, burada konu edilen intikal herhangi bir sözleşme söz konusu
olmaksızın, kanun gereği kendiliğinden miras bırakanın tüm malvarlığı ile bir bütün olarak
intikal etmesidir (MK m. 599/I). Bu olasılıkta ticari işletmenin bir bütün olarak intikalinden
söz edilebilecektir3.
Aşağıda özel düzenlemeye sahip olmaları ve önemleri sebebiyle ticari işletmenin devri ve
rehni kavramları değerlendirilecektir.</description>
<link>http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=13</link>
<guid isPermaLink="false">http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=13</guid>
<pubDate>Pzt, 23 Kas 2009 00:00:00 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>GENEL İŞLEM ŞARTLARI</title>
<description>Borçlar Kanunumuzun (“BK”) borç kaynağı olarak sözleşmelere dair hükümleri, esas
itibariyle aynı sosyo ekonomik konumda olan ve bir araya gelip görüştükten sonra sözleşmeyi
kurduğu farz edilen taraflar dikkate alınarak düzenlenmiştir1. Bir başka deyişle, klasik
sözleşme, felsefi bir görüş olan irade özgürlüğünün sözleşmeler hukukuna uygulanması ile
doğmuştur. Sözleşmeler hukuku başlıca iki ilkeye dayanır. Bunlar, sözleşme özgürlü ve
tarafların eşitliği ilkeleridir2.
Sözleşme özgürlüğü ilkesi, aslında kişinin davranış hürriyetinin, hak ve fiil ehliyetinin ve
dolayısıyla kişiliğinin zaruri bir sonucudur. Sözleşme özgürlüğü ile hukuk düzeni bireylere
sözleşmeye konu teşkil edecek ilişkilerini bizzat düzenlemek, ona diledikleri şekli vermek
olanağı sağlamaktadır3. Borçlar Hukukunda hâkim olan bir diğer ilke, taraflar arasındaki
eşitlik ilkesidir. Borç ilişkisinin tarafları arasında Yasa ilke olarak bir ayrıma gitmemiş olup,
ekonomik ve sosyal durumlarına bakılmaksızın alacaklı ve borçlu kanun önünde birbirine eşit
sayılmış ve eşit korumaya tabi tutulmuştur4.
Günümüzün gelişen ve değişen ekonomik şartlarına paralel olarak durum çok değişmiş olup
başta bankacılık, sigortacılık, taşıma işleri olmak üzere pek çok alanda rasyonalizasyon ve
standartizasyon gayesiyle, aynı konulara dair pek çok kimse ile ileride yapılması planlanan
sözleşmelerin şartları, önceden tek taraflı olarak banka, sigorta ve taşıma işleri gibi benzer
işleri yapan kurumlarca hazırlanmakta ve herhangi bir tartışma olanağı olmaksızın karşı
tarafın önüne konularak dayatılmaktadır.</description>
<link>http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=14</link>
<guid isPermaLink="false">http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=14</guid>
<pubDate>Sal, 24 Kas 2009 00:00:00 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>ARBITRATION OF INVESTMENT DISPUTES</title>
<description>Foreign investment is increasingly an integral part of the world economy. In
developing countries, major infrastructure projects and exploitation of natural resources often
require financing by and technical know-how of private foreign investors. Even in developed
countries the share of foreign investment in the GNP is significant.1
The investment may be considerable which may need years for the investor to recover.
In developing countries foreign investment often relates to core components of the national
economy. These factors make foreign investment particularly vulnerable to possible
interference by the host state.
To create a favourable climate for foreign investment, and to protect their own
citizents, states have entered into large numbers of bilateral and multilateral treaties. An
increasing number of European countries concluded such treaties with developing countries
and BITs have come to be universally accepted instruments for the promotion and legal
protection of foreign investments.2
International organisations have been established and have engaged in promoting
international or regional treaties and conventions providing a stable framework for investment
in an effort to create a worldwide standart for the treatment of foreign investment. Altough
this effort has finally failed, there are a number of regional ar bilateral treaties which aim to
promote and protect foreign investment, including the Lomé Agreements, North American
Free Trade Agreement, and the Energy Charter Treaty.
In these efforts to promote and protect investment the issue of dispute resolution has
been of crucial importance. Investors usually have little faith in the courts of the host country.
With sensitive infrastructure projects investors are concerned they may not be able to protect
their investments.</description>
<link>http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=15</link>
<guid isPermaLink="false">http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=15</guid>
<pubDate>Sal, 24 Kas 2009 00:00:00 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>TAHKİM ANLAŞMASI</title>
<description>Günümüzde taraflar, uyuşmazlıkların çözümünde daha profesyonel bir yapılanma olan “Tahkim Yolu” nu tercih etmektedirler. Tahkim sayesinde uyuşmazlıkların hakem adı verilen uzman kişiler vasıtası ile çözümleneceğinin bilinmesi bu hususta taraflara bir güven sağlamakta ve bu sebeple tahkim yolu, devlet yargısı yerine tercih edilir bir hale gelmektedir. 

Tarafların “Tahkim Yolu” nu seçebilmeleri için bu hususta bir “Tahkim Anlaşması” yapmaları gerekmektedir. Tahkim yoluna başvurulabilmesinin vazgeçilmez koşulu taraflar arasında yapılması gerekli tahkim anlaşmasıdır aksi halde tarafların “Tahkim Yolu” na başvurabilmeleri mümkün olamamaktadır.

Taraflar arasında yapılmış veya yapılacak tahkim anlaşmasının geçerliliği, anlaşmanın Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 4. maddesinde yapılan tahkim anlaşması tanımına uygun olmasına bağlıdır. Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 4. maddesine göre; “tahkim anlaşması, tarafların, sözleşmeden kaynaklansın veya kaynaklanmasın aralarında mevcut bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tümünün veya bazılarının tahkim yoluyla çözülmesi konusunda yaptıkları anlaşmadır”. Bu tanım açısından New York Sözleşmesi’nin II (1). Maddesi dikkate alınmıştır.

Bu tanımdan da açıkça anlaşılacağı gibi tahkim anlaşmasına konu olabilecek uyuşmazlık sözleşmeden kaynaklanabileceği gibi sözleşme dışı bir uyuşmazlık da olabilir. Bu sebeple taraflar arasındaki uyuşmazlık, haksız fiil veya sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan bir uyuşmazlık olsa dahi, taraflar bir tahkim anlaşması yaparak, uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözümlenmesini kararlaştırabilirler.

Tahkim anlaşması madde metninden de açıkça görüleceği üzere taraflara arasındaki mevcut bir hukuki ilişkiden kaynaklanan ya da kaynaklanabilecek uyuşmazlıklara ilişkin olabilir. ‘Bu sebeple, tahkim anlaşması yapıldığı sırada taraflar arasında bir hukuki uyuşmazlık söz konusu olmasa dahi, tahkim anlaşması yapılabilir. Yine Milletlerarası Tahkim Kanunu’nda ifade edildiği üzere, taraflar, aralarındaki uyuşmazlıkların tümünün tahkim yolu ile çözümlenebileceğini karalaştırabilecekleri gibi, bu uyuşmazlıklardan sadece belirli bir bölümünün tahkim yolu ile çözümlenebileceğini öngörebilirler. Yine, tarafların aralarındaki sözleşmelerden sadece bazılarının, ya da tek bir sözleşmenin sadece belirli bir bölümünden kaynaklanan uyuşmazlıkların tahkim yolu ile çözümlenebileceğine ilişkin kararlaştırdıkları tahkim şartları geçerlidir. Böyle bir durumda, tahkim anlaşması dışında kalan bir konudan kaynaklanan uyuşmazlıklar, devlet yargısında çözümlenecektir.
</description>
<link>http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=16</link>
<guid isPermaLink="false">http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=16</guid>
<pubDate>Sal, 24 Kas 2009 00:00:00 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>ELEKTRONİK HABERLEŞME SEKTÖRÜNDE HİZMET KALİTESİ YÖNETMELİĞİ</title>
<description>Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Elektronik Haberleşme Sektöründe Hizmet Kalitesi Yönetmeliğini ilgililerden görüş almak üzere internet sitesinde yayınladı. Konuyla ilgili kısa görüşlerimi içeren taslağı burada bulabilirsiniz.</description>
<link>http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=17</link>
<guid isPermaLink="false">http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=17</guid>
<pubDate>Sal, 1 Ara 2009 00:00:00 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>TELEVİZYON PROGRAMLARININ ESER NİTELİĞİ</title>
<description>Günümüzde medya sektöründe televizyon kanallarının sayısının artması, bunun sonucunda televizyon kanalları arasında ortaya çıkan rekabet ve bu rekabetin en önemli silahlarından sayılan yarışma programları, dizi filmler, televizyon şovları ve diğer benzeri programlar, bu ürünlerin hukuki niteliği ve korunması problemini de beraberinde getirmiştir.

Bu tür programlarla ilgili olarak yargı önüne gelen davalarda genel sorun, bu programların eser niteliği taşıyıp taşımadığı ve bunun belirlenmesi çerçevesinde Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eser sahibi için öngörülen korumadan yararlanıp yararlanılamayacağı noktasında düğümlenmektedir. 

Biz de çalışmamız içerisinde, konuyu bu tür programların ve/veya program formatlarının hukuki niteliği, korunmanın içeriği ve sınırları, program ve/veya program formatı sahibinin sahip olduğu hakları kanun, doktrin ve mahkeme kararları çerçevesinde değerlendirmeye çalışacağız. 
</description>
<link>http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=18</link>
<guid isPermaLink="false">http://www.hukukiboyut.com/makaleler.asp?id=18</guid>
<pubDate>Çar, 2 Ara 2009 00:00:00 GMT</pubDate>
</item>
</channel>
</rss>
